Robert Kolej Sosyal Girişimcilik, İnovasyon, Yaratıcılık Ofisi’nden Yeni Bir Konuşma Serisi: “Sosyal Fayda İçin Teknoloji”

Yazar: Aylin Alkaş (Lise 12), Berke Altıparmak (Lise 12)

Yapay Zeka, Artırılmış Gerçeklik, Nesnelerin İnterneti gibi gelişen teknolojiler toplumsal fayda için nasıl kullanılabilir? Bunların önümüzdeki 10 yıl içinde, kişisel hayatımızı nasıl değiştirmesini bekliyoruz ve daha da önemlisi neyi değiştirmesini iple çekiyoruz? Keşfedilmeyi bekleyen bu alanın etik kapsamı yeterince tartışılıyor mu? Biz hazır mıyız? Robert Kolej Sosyal Girişimcilik, İnovasyon, ve Yaratıcılık Ofisi, Robert Kolej CTO’su Tanol Türkoğlu ile birlikte üç hafta boyunca bu konuları teker teker ele alarak keşiflerimize alan açıyor. Bu haftanın odağı aralarından belki de en çok ismini duyduğumuz Yapay Zekaydı.

Yapay Zeka

Tanol Abi, YZ ile ilgili temel olguların üzerinden giderken, “İnsan gibi düşünebilmek ve muhakeme yapabilmek” fikrinden yola çıkarak, bizleri YZ’nın insan seviyesine getirilmesi ihtiyacının nereden doğduğunu sorgulamaya davet etti. Bu sorgulama, bizlere insanlık hakkında bile bildiğimizi sandığımız olguların, YZ söz konusu olduğunda ne kadar farklı anlamlar kazanabileceğini görmemize alan açtı

Günümüzde YZ nerede? Genel olarak gelişmeler nasıl gerçekleşecek?

Her geçen gün daha da çok ismini duymaya başladığımız Yapay Zeka aslında popüler düşüncenin aksine yeni bir gelişme değildir. İlk olarak Dartmouth Üniversitesi’nde, 1956’da John McCarthy tarafından ortaya atılmış bir isimdir ve hatta bundan daha da önceden beri teorisinin yapıldığı iddia edilmektedir. Peki neden yakın zamanda daha da çok duymaya başladık YZ’yı? Görülen o ki bilgisayarlarımızın hızı, daha etkili algoritmalar gibi diğer dallarda görülen gelişmeler, yapay zeka programlarının daha hızlı ve doğru çalışmasına olanak sağlamıştır, bu da demek oluyor ki gelecekte daha da ismini duyacağız. YZ’nın günümüzdeki konumu nasıl?

Bu soruyu derinleştirmek için Tanol Abi, “Yapay Dar, Genel, ve Süper Zekalar” kavramları arasındaki temel farkları açıkladı ve bu gelişmeleri ne zaman göreceğimiz tartışıldı.

Dar YZ’nın AlphaZero gibi satranç programlarından tutup evde temizlik yapan robotlara kadar hayatımızın her alanına yayıldığını gördük.

Bundan bir sonraki gelişme, sadece belirli bir alanda limitli olmayan, bir insan gibi genel bir zekaya sahip olan Genel YZ’ların geliştirilmesindedir. İnsanlığa karşı ettiği tehditlerle geçtiğimiz yıllarda gündeme gelen Sophia YZ robotu ise Genel YZ’ya en yakın robot denilebilir.

En son nokta ise bir insanın zekasından öte olan Süper YZ’nın üretilmesidir. Tanol Abi’ye göre, bu insanlığın üreteceği son YZ olabilir, çünkü bir Süper YZ’nın kendi kendine bir insanın üretebileceğinden daha gelişmiş YZ yapma kabiliyetli olacaktır. “Bir buton koyarız, bize tehdit olduğu zaman YZ’yı kapatırız” düşüncesinin ise mümkün olmayacağı, çünkü Süper YZ’nın bizden üstün olacağı konuşuldu.

Peki bizden daha zeki olan bir varlığın bilinci olmayabilir miydi?

Bilinç nedir? Öz farkındalık nedir? Bir bilinç nasıl oluşur? İnsanı YZ’dan farklı kılan neydi?

Modern Bilgisayar Bilimi’nin babası olarak da bilinen Alan Turing, “Makineler düşünebilir mi” sorusunu göz önüne aldığında bu net olmayan soru yerine taklit oyunu (imitation game) testini öne atmıştır. Alan Turing’in 1950’de önerdiği bu test, bir bilgisayarla bir insanın arasındaki konuşmayı okuyan bir insanın hangi tarafın insan olduğunu değerlendirmesini içerir.

(A bilgisayarından ve B insanından konuşmaları alan C kişisi, konuşmalardan hangisinin insan olduğunu değerlendirir)

Eğer değerlendirici doğru tahmin edemezse makine testi geçmiştir denilmektedir. Bu testi geçen ilk makine 2014’te yapılmıştır ve günümüzde 5 süper-bilgisayar geçmiş bulunmaktadır. Bu da bir kez daha bizi Genel YZ’nın geleceği konusunu hatırlatıyor.

Tanol Abi’nin açıkladığı olgular bizi sadece YZ’nın insanın hayatındaki konumunu sorgulamasına katkıda bulunmakla kalmadı, aynı zamanda bir öğrenci olarak YZ’nın potansiyel faydalarının bireysel boyutta ne olabileceği sormamıza alan açtı.

Bu fikri somutlaştırmak adına Tanol Abi’in verdiği örnekler, kafamızda YZ’nın geçmişi, şimdisi ve geleceği hakkında daha net çizgiler çekti. İlk olarak verdiği örnekler insan kaynakları alanındaki kullanımı üzerineydi; bu bize YZ’nın kurumsal alanda kullanılacak kadar ulaşılabilir bir konumda olduğunu gösterdi. İkinci örnek ise bilim insanı Derya Akkaynak’ın ışığın su altında hareketini incelemede YZ’yı nasıl kullandığı ile ilgiliydi. Bilimsel alanda kullanılan bu yöntemin veri analizi konusunda günümüzde hangi noktalara gelebildiğinin bir kanıtı oldu. Son olarak Tanol Abi’in Robert Kolej’in mobil uygulaması üzerinden yaptığı örneklendirme, biz öğrencilerin aslında YZ’yı hayatımıza ve eğitim sistemine dahil etme fikrine daha ılımlı bakmamızı sağladı.

Etkinlik sırasında en keyif aldığımız anlardan biri dinlediklerimizi küçük gruplar halinde odalarda tartışma şansı bulduğumuz zamandı. Paylaşımlarımızı aşağıdaki üç soru üzerine geliştirdik.

  • YZ AI sınıf içindeki öğrenme deneyimlerinde nasıl kullanılabilir?
  • YZ sınıf dışında öğrenme deneyimlerinde nasıl kullanılabilir?
  • YZ’yı dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için ne yapabiliriz?

Gruplar, kendi deneyimlerinden yola çıkarak çeşitli önerilerde bulundu.

  • Yemekhanede YZ ile çalışan bir geri bildirim sistemi üretebilir miyiz?
  • Öğretmen-öğrenci ilişkisini soru-cevap seansları ile derinleştirebilir miyiz?
  • Öğrencilerin okuldaki sosyal hayata uyum sağlamasını kolaylaştırabilecek veri analiz mekanizmaları tasarlayabilir miyiz?
  • YZ ile kişiselleştirilmiş eğitim uygulamaları tasarlayabilir miyiz?
  • YZ ile kişinin ihtiyaç ve istekleri daha iyi tespit edilip daha etkili kulüp seçimleri yapılabilir mi?

Bu fikirleri gruplarla beraber daha sonra toplumsal boyutta değerlendirdik ve “eğitim sisteminin makine öğrenmesine uygun hale getirilip getirilemeyeceği” sorusunu sorduk. Bu sistemlerin uygulanabilirliği konusunda kafamızda oluşan soruları ise Tanol Abi’nin deneyimlerinden ve eğitim sistemiyle bu kadar iç içe olmasının getirdiği “öğrenciyi anlayabilen kişi” konumundan faydalanarak cevaplamış olduk.

Etik Gözlüğü

YZ’yı nitelikli kılan şey faktörleri değerlendirebilme yetisidir. Ne kadar fazla faktörü ele alırsa, o kadar gelişmiş sayılabilir. Peki insan gibi kompleks bir sosyal varlığın değişkenliğini öğrenmesi ve kapsaması ne kadar mümkün olabilir? Öğrencilerin bir YZ’nin eğitilmesinde birer veri olmasının kötü sonuçlar doğurup doğuramayacağına değindik. Örnekler çoğaldıkça YZ’nin belki de sürekli potansiyel gelişmeler getiremeyeceği fikrine vardık.

Kalabalığı kontrol eden kameralar, silahlandırma sanayisinde YZ’nin kullanılmaya başlanması, savunma sanayi, otonom araçlar… Bütün bu örnekler aslında günümüzde karşı karşıya olduğumuz örnekler. Fakat bunların ne kadar etik olduğu tartışılırken YZ’nin karar verme mekanizmasındaki “önyargıyı” göz ardı etmek mümkün olamaz. YZ’nin eğitilmesi için verilen veriler sonuçta insanların topladığı verilerden oluşuyor. Önyargı insanlarda öğrenilen bir bilişsel düşünce iken, YZ’nın bu bilişsel düşünceyi öğrenme sürecinde saf dışı nasıl bırakabilir?

Başka bir deyişle, önyargısız bir yapay zeka gerçekten mümkün olabilir mi?

“20–30 yıl bu etik konular çelişkili ve ağrılı geçecek, fakat insanlığın arınmasını, kendini yeniden keşfetmesine olanak sağlayacak.”

Bütün bunları tartışırken bir kez olsun YZ’yi insan dışında ve kendi içinde değerlendiremediğimiz gerçeğine vardık. Sadece bu da değil, YZ hakkında olabildiğince gerçekçi bir bakış açısı çizmeye çalışırken, insanlık olarak, daha da önemlisi bireysel olarak, “değer” olarak nitelendirdiğimiz fikirlerin sorgulamasını yaptık. YZ’yi köşeye sıkıştırmaya çalıştığımız noktalarda, kendimizin de köşeye sıkıştığını gördük.

Evet YZ silahlandırma sanayisinde kullanılıyor, fakat 21. yy’de niye hala silahlara ihtiyaç duyuluyordu? Bu soruyu neden hiç sormuyoruz?

Önyargısız bir YZ yapamıyoruz, peki insanlar neden hala önyargılarını zarar verici boyutta göstermemek için çabalamıyordu?

YZ’nin insan seviyesine gelmesinin, gelebileceği en büyük nokta olduğu fikrine nerden kapılmıştık?

Etkinliğimizin sonunda, kafamızda bu büyük sorular varken katılımcılarımızın bu deneyimden nasıl iç görülerle ayrıldığını öğrenmek için onları bir çıkış bileti doldurmaya davet ettik. Gelen yanıtlardan bazılarını sizlerle paylaşıyor ve kendi iç görülerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşmaya davet ediyoruz.

  • Etik ve yapay zekanın ilişkisinin sanıldığından derin olması.
  • YZ insanlığın aynası.
  • İnsanlar ne kadar komplike ise, yapay zeka onun kat ve kat komplike hali
  • Bilinç nedir? Özfarkındalık nedir?
  • Bir bilinç nasıl oluşur, neyden etkilenerek gelişir?
  • İnsanlık yapay zeka için mükemmel bir örnek değildir
  • İnsan kendi şeytanlarını yaratmaya devam ediyor.
  • İnsanların yerini robotların alabilmesi hiçbir durumda tam olarak mümkün değil. Çünkü “duygu” diye bir gerçeklik var.
  • Yapay zekanın ön yargısının olması ve bunu kaldırmanın zor olması beni düşündürdü.

Derinleşmek İçin Kaynaklar

Konu ile ilgili derinleşmek isterseniz, aşağıdaki kaynaklardan faydalanabilirsiniz.

Peki sizi YK ile en çok heyecanlandıran ve/ya da endişelendiren şey nedir? Yorumlarınızı bizimle paylaşın!

Robert College Social Entrepreneurship, Innovation, Creativity Office